5 Aralık 2012 Çarşamba

Markaların Farklılaşma Sorunu

Günümüzde çok fazla sayıda şirketin kendilerini rakiplerinden farklılaştırmaya çalıştıklarını biliyoruz. Burada aklımıza iki tane soru geliyor. Firmalar neden farklılaşmak ister ve gerçekten bir fark yaratabiliyorlar mı?
Genel olarak bakıldığında tüketiciler çoğu markanın ürünlerinin birbirinin aynı yada çok benzeri olduklarını düşünüyorlar. Aslında markalar tüketicilerin nezdinde gerçek bir fark yaratamamaktadırlar.
İlk sorunun cevabına gelirsek eğer şirketlerin neden farklılaştıkları konusu günümüz pazarlama dünyasının önemli kavramlardan biri olan konumlandırma ile ilgili. Burada konumlandırmayı kısaca tanımlamak gerekirse markanın tüketicinin zihninde nasıl algılandığıdır. Tüketicinin markayı nasıl tanımladığıdır. Markaların kendilerini farklı bir yerde konumlandırma istekleri de neden farklılaştıkları sorusuna bir cevap olmaktadır.
Farklılaşma günümüz rekabet ortamında marka oluşumunda ve sonrasında artık bir gerekliliktir. Markaların sürekli ilgilenmeleri gereken en önemli stratejik ve taktik faaliyet olmalıdır.
İkinci sorumuz olan markaların gerçekten bir fark yaratıp yaratmadıkları konusu. Fark yaratabilmek için gerçekten bu farkın somut bir şekilde olması ve kamuoyunca rahatlıkla kanıtlanabilir olması, tüketicilere inandırıcılığı açısından gereklidir. Günümüz tüketicileri fazlasıyla sorgucu ve şüpheci yaklaşımlar içerisindeler. Markanın vaadettiğini sınırsız bilgi kaynaklarına sahip oldukları için rahatlıkla sorgulayabiliyorlar.
Gerçekten bir fark yaratabilmek için farklılaştırıcı bir fikir gereklidir. Fakat tek başına fikir yeterli değildir. Ciddi bir bütçeye ve pazarlama aktivitelerine de ihtiyaç vardır. Farklılaştırıcı fikrin mutlaka tüketiciye doğru bir pazarlama iletişimi stratejisiyle iletilmesi gerekmektedir.
Konumuz farklılaşma olduğu için fiyatla ilgili de birşeyler söylemek gerekir. Fiyat ile farklılaşma zıt kutuplardır. Farklı olanın bir ederi olmalıdır. Fiyat günümüz rekabet ortamında en önemli karar verme parametrelerinden biridir. Fakat pazarlamacılar fiyatla ilgili fazla aktiviteye girdikleri anda tehlike çanları çalıyor demektir. Bazı şeylerin sorgulanması gerekir. Markaların yüksek bedeli olduğunu düşündüğümüzde, markalaşmak fiyat olarak avantaj sağlamaktadır. Fakat fiyat düşmeye başladığında, rakipler de fiyat düşürmeye başlayacaklardır. Bu da herkes için ayakta kalmayı zorlaştıracaktır.
Farklılaşma, belli bir mantığa dayanan farklılaştırıcı bir fikirle başlar. Sonrasında bu fikrin net bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Bunun için doğru bir iletişim programı kurmak gerekir. Bu programı kurmak için de yeterli kaynaklara ihtiyaç vardır. Fikir tüketicilerin zihninde kalmalıdır. Bunun için de iletişim programının sürekliliği esastır.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Girişimcilik Ekosistemi

Girişimcilik; günümüzde çok önemli bir kavram halini almıştır. Toplumların ileri gitmesi, yeni teknolojilerin üretilmesi ve istihdamın artırılabilmesi da aslında girişimcilikle meydana geliyor. Daha çok iş fikrinin girişime dönüşmesi toplumlar için şart haline gelmiştir.
Girişimcilik ekosistemi düşüncem ise bireylerin fir şirkete girip çalışmaktansa kendi işlerini kurabilmelerini sağlayacak ortamın zeminini hazırlayabilmek. Burada fikir sahibi olmak yeterli gelmemektedir. Bu ekosistem, fikir sahibi olan insanların fikirlerini ticarileştirilmesini sağlayacak girişimler yaparak konumlandırmalı. Bugün kime sorarsak özellikle üniversite öğrencilerini göz önüne alırsak herkesin parlak bir iş fikri vardır. Önemli olan fikirlerin kalitesi ve pazara hazır girişimleştirilebilmeleridir.
Girişimcilik ekosistemleri, girişimci adaylarını tecrübeli girişimcilerle buluşturacak organizasyonlar yapabilmelidir. Bu organizasyonlarda salt başarı hikayeleri değil, bizzat girişimcilerin ve girişimci adaylarının yaşadığı başarısızlık hikayeleri de paylaşılmalı. Girişimcilikte herşeyin toz pembe olmadığını girişimci adaylarına vurgulamak gerekir. Ayrıca girişimcilerin profesyonel çalışanlardan daha fazla çalıştığı da bir gerçek.
Girişimcilik ekosisteminde olması gereken bir başka nokta küçük girişimlerin ve girişimci adaylarının fikirlerine yatırım yapacak melek yatırımcılarının kalitesi. Melek yatırımcıların yatırımlarında samimi ve dürüst olmaları bence bir ön koşul olmalı. Şu anda Türkiye’de yeni yeni oluşmakta olan girişimcilik ekosisteminin önemli sorunlarından biri bu. Yatırımcının yatırımını kısa vadede amorti etmek istemesi normal. Ama burada fikir sahibinin de haklarının doğru ve tam bir şekilde verilmesi gerekmekte. Ayrıca rekabette ülkemizi öne geçirecek inovatif fikirlerin ve topluma sosyal fayda sağlayacak teknolojik girişimlerin de bir ayrıcalığı olmalı.
Girişimcilik ekosisteminde bir diğer önemli konu da yeni girişimlerde çalışacak insan kaynağının bulunabilmesi. Start-up’larda hata yapma lüksü daha az olduğu için tecrübeli ve nitelikli çalışanlarla başlamak daha doğru gözüküyor. Buradaki çözüm ise ekosistemde bulunan nitelikli danışman ve mentorlerin olmasıdır.
İyi bir girişimcilik ekosistemi; fikirleri hayata geçirecek atmosferi sağlayabilmeli, toplumsal fayda ve istihdam yaratabilecek iş ve fikirlere destek olmalı. Bunun yanı sıra doğru melek yatırımcı ağına sahip olmalı ve işinin ehli danışman ve mentorleri olmalıdır.

24 Temmuz 2012 Salı

Ürün Yerleştirme

Markalar her zaman hedef kitlelerine mesajlarını iletmekle zorunludurlar. Ve bu mesajların da algılanması gerekir. Eğer mesaj iletilmez ise markalar için unutulma, tercih edilmeme ve yok olma tehlikesi ortaya çıkacaktır.
Hepimizin bildiği gibi mesajları tüketiciye yada hedef kitleye ulaştırmanın farklı birçok yöntemi vardır. Reklam, halkla ilişkiler, sosyal medya yada doğrudan pazarlama. Bunun bir başka yolu da ürün yerleştirmedir. Dolayısıyla ürün yerleştirme için de bir mecraya ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu mecralar televizyon, sinema olabilir.
Ürün yerleştirme nedir diye düşünrsek, bir firmanın üretmiş olduğu ürünleri yada markasını bir sanatsal eser içine marka adına olumlu bir izlenim yaratabilmek hedefiyle yerleştirmektir. Reklamlarda yapıldığı gibi, yerleştirilen araca bir bedel ödenmesi gerekir.
Ürün yerleştirmede çok önemli bir konu doğal olmak ve doğal görünmektir. Buna örnek olarak televizyon dizilerinde ailece yenilen bir yemekte bir kola şişesinin sofrada olması ile gerçekleştirilen ürün yerleştirmedir. Burada kolanın markası gözükmekte.
Ürün yerleştirmede bir başka nokta da markanın doğru kullanılıp kullandılmadığını tüketiciye gösterebilme şansına sahip olmaktır. Marka hatırlanması ve tanınma oranını da artırdığı bir gerçektir.Reklamlarla kıyaslamak gerekirse maliyet olarak çok ciddi avantajlar meydana getirir. Özellikle TV’de zapping gibi kaçışlara fırsat vermeyerek önemli bir avantaj sağlar.
Ürün yerleştirmenin pozitif olmayan bir özelliğini düşünürsek o da aşırıya kaçılmasıdır. Bazı izleyiciler bu faaliyetlerden rahatsız olabilirler. Bunu engellemek için ürün yerleştirme faaliyeti doğal ve aşırıya kaçılmadan yapılmalıdır.
Gelecekte ise ürün yerleştirmenin önemi artacağı için reklam ajansları ve halkla ilişkiler üzerine çalışan firmalarda ürün yerleştirme birimleri kurulması muhtemeldir.
Ürün yerleştirme faaliyetleri reklamverenleri büyük finansal kazanımları getirmekle beraber markalara ters etki yapıp kolayca zarar görmelerine de sebep olabilir. Burada fazla göze çarpan ürün yerleştirmelerinden uzak durmak ve tüketiciyle marka arasında her zaman samimi bir duygusal bağ kurmak esastır.

13 Temmuz 2012 Cuma

Gençlik Pazarlaması

Nüfusunun yarısından fazlası 28 yaşaltı olan bir ülkede yaşadığımız için gençlik ve gençliğe yönelik olan pazarlama faaliyetleri çok önem kazanıyor.
Gelişmiş ülkelerin nüfuslarının yaşlanması ve ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerin genç bir nüfusa sahip olması sonucu dünyada yavaş yavaş söz sahibi olmaya başlamaları genç nüfusa sahip olmanın önemini bir kez daha göstermekte.
Markaların bu genç kitleye odaklanmamaları ve dokunmak istememeleri imkansız. Hedef kitle genç olunca yöntemler de yeni olmak zorunda. Geleneksel pazarlama yöntemleri yerine yeni pazarlama yöntemlerinin uygulanmasına gençlik pazarlaması diyoruz.
Markaların gençliğin ihtiyaçlarını anlamaları, gelecekteki trendleri iyi okumaları yani gündemi bir şekilde belirleyebilmeleri, gençlikle bağ kurabilmeleri gençlik pazarlamasını başarılı bir şekilde yapabiliyorlar diyebiliriz.
Gençliğin teknoloji ile iç içe olması ve internete aşırı derecede tutkun olması da pazarlama mecralarını büyük bir şekilde etkiliyor. Dolayısıyla sosyal medyada yani dijital ortamlarda verilen mesajlar daha fazla etkili oluyor. Dijital ortamlarda da doğru hedef kitleye doğru mesajı iletebilecek geleneksel mecralardan farklı olarak ayrı bir uzmanlık gerektiriyor. Bunun için de dijital mecraları doğru kullanabilen gençlik ajansları ortaya çıkmış durumda. Bu ajanslar gençliği üniversitelerden, sokaklardan ve sosyal medyadan analiz edebiliyorlar.
Gençler, orta yaş gruplarına göre daha aktif bir yaşam sürüyorlar. Markaları ve ürünleri daha iyi tanıyıp, analiz edebiliyorlar. Birşeyler satınalmadan önce internette araştırma yapabiliyorlar. Ayrıca arkadaşlarından oldukça fazla etkilenerek satınalma yapıyorlar. Burada gençlik pazarlaması için ağızdan ağıza(WOMM) pazarlamanın da önemi ortaya çıkıyor. Markaların bu detaylara önem vererek pazarlama faaliyetlerini etkinleştirmeleri gerekiyor.
Sonuç olarak ülkemizde önceki kuşaklara göre daha bilinçli, markaları araştıran ve sorgulayan ayrıca gerektiğinde de eleştiren bir kitle bulunmakta. Bu kitle güvendiği markalara da sadakati yüksek bir kitle. Markaların gençliğin beklentilerine uygun faaliyetlerde bulunarak sürdürülebilirliklerini sağlayacakları ortada.

1 Temmuz 2012 Pazar

Medya Planlama Nedir?

Bugünün pazarlama bütçelerinin önemli bir kısmı medyada harcanmakta. Özellikle çok uluslu firmaları göz önüne aldığımızda rakamların gerçekten çok yüksek olduğu ortada.Pazarlama ve marka yöneticilerinin de bu bütçenin etkin ve doğru yönetmeleri başarılarında önemli bir gösterge.
Medya planlamayı nasıl tanımlarız diye düşünürsek iletilmek istenen mesajın hedef kitleye ulaştırılmasında medya kanallarının nasıl kullanılması gerektiğini belirleyen sürece medya planlama diyebiliriz.


Bu iş için özellikle bu işte uzmanlaşmış medya ajansları bulunmakta. Hedefleri genel olarak alabildiği kadar reklam noktasını müşterileri için talep edilen fiyatlarda almak ve iletilmek istenen mesajı bu noktalardan tüketiciye iletebilmektir.
Medya ajanslarına müşterileri için kullandığı bütçe çok fazla olduğu için iletilmek istenen mesajın hedef kitlenin ne kadarlık bir dilimine ulaştığı ve yapılan yatırımın ne kadar sürede geri döndüğü(ROI) fazlasıyla önemlidir. Bu değerlerin doğru bir şekilde ölçülmesi ve raporlanması günümüz markalarının medya ajanslarından beklentisidir.
Medya ajanslarından sadece ölçüm ve raporlama beklenmemekte. Günümüzde ve gelecekte markaların en büyük beklentilerinden biri marka deneyimi oluşturabilmek olacak. Tüketici ile markayı günün 24 saatinde temas halinde tutabilmek de başka bir beklenti olarak gözüküyor.
Marka deneyimi yaratabilme kavramı gelecekte medya ajanslarından fazlasıyla beklenilecek. Hedef kitleyi mesaja maruz bırakmaktansa, iletişimi aktif hale getirerek deneyim yaratabilecek aktivitelerin planlanması gerekecek. Marka ile tüketici arasında duygusal bağ kurmanın yanı sıra bir diyalog olması ve marka hakkında bilgiler içeren hikaye paylaşma eylemleri marka deneyimi yaratmanın olmazsa olmaz konularıdır.
Tüketici ile günün 24 saati temas halinde olabilmek ise dijital dünyanın ortaya çıkması ile gündemimize girdi. Markaların bu ortamlarda başarılı işler yapabilmeleri için ve oluşabilecek fırsatları değerlendirebilmeleri için 365 gün 24 saat tetikte olmaları kendi yararlarına olacaktır.
Medya planlama alanlarında hizmet veren medya ajanslarının da müşteri ile marka arasında diyaloglar kurabilen iletişim şeklini 365 gün 24 saat sürdürerek insan odaklı marka deneyimi yaratabilmeleri kendilerinden markaların bugün olduğu gibi gelecekte de önemli bir beklentisi olacaktır.

24 Haziran 2012 Pazar

Marka İletişimi Nedir?


Geçmişten günümüze pazarlamaya baktığımızda tanıtım mecrası olarak belirli noktalara odaklanılmış olduğunu görüyoruz. Televizyon, dergi, gazete, sinema ve radyo geleneksel mecralar olarak tanımlanmakta. Günümüzde ise internet ve dijital ortamlar hayatımıza girerek pazarlama bütçelerinden önemli paylar almaktalar. Ayrıca açık hava reklamcılığı da pazarlama bütçelerinin önemli bir kalemi olmuştur.
Pazarlama süreçlerine detaylı bir şekilde bakıldığında ise eskiden temele ürün alınırken, son yıllarda ise marka kavramına odaklanıldığı ortaya çıkmaktadır.
Marka kişiliği markanın tüketicilerle olan iletişimini biçimlendiren bir araçtır. Çünkü markalar tüketicilerin zihninde kişilikleri aracılığıyla kendilerini yansıtabilir ve anlatabilirler. Bu noktada tüketiciyle daha yakın, daha sadık ilişkiler kurabilmek veya tüketicinin zihninde farklılaşabilmek için marka kişiliği anahtar bir kavram halini almaktadır. Örnek marka kişiliği olarak ise Volvo’yu örnek verebiliriz. Volvo’nun marka kişiliğine baktığımızda güven kavramının ortaya çıktığını görmekteyiz. Yani ürünün ikinci derecede önemli olduğu bir dünyaya gidiyoruz. Böylece asıl iletişimin marka ile olması  gerektiği gerçeği ortaya çıkıyor.
Bir ürün ortaya konulup ona hemen bir isim bulunması marka olmak anlamına gelmiyor. Markanın tercih edilebilir olması yani tüketicilerin markayı biliyor olması gerekmekte.
Marka iletişiminin doğru bir şekilde yapılması markalar adına çok hassas bir konu. Bu durumun tersi olduğunda marka bilindiği halde tercih edilmiyor olabilir. Marka iletişiminin doğru yapılmasının temelinde marka kimliği ve marka konumlandırması konuları var. Markalar tüketicilere kendilerini, kimliklerini ve kendilerini nereye konumlandırdıklarını anlatırken, hedef tüketicinin kafasında olumlu bir imaj oluşturabilmektedir. Bu imaj sonucunda tüketiciler bir bağ yakalarsa, markayı sahiplenerek sürekli tercih ederler. Marka sadakati yaratılarak da satışlar sürekli olarak yüksek düzeyde seyreder.
Tüketiciler her ne kadar kısa vadeli, kendilerini o anda tatmin edebilecek şeylere odaklanmış gözükseler de aslında uzun vadeli bakmayı severler. O nedenle uzun vadeli stratejiler geliştiren, markasına yatırım yapan firmaları tercih edeceklerdir.
Markaya yatırım yapan firmalar da marka iletişimine çok önem veren şirketlerdir. Marka iletişiminde de marka kimlik ve konumlandırması çalışmaları reklam, halkla ilişkiler, doğrudan pazarlama gibi tüm iletişim çalışmalarında kullanılmakta. Bu çalışmaların sürekli olarak doğru stratejilerle yapılması da markayı rakiplerinden ayrı bir yerde konumlanmasını sağlamakta.

17 Haziran 2012 Pazar

Marka Sadakati Yaratabilmenin Alternatif Yolu: Alıcılara Yönelik Pazarlama

Yapılan anketlere göre satınalma kararlarının %70’i mağaza içinde veriliyor. Burada mağaza içinde yapılan faaliyetlere yani alıcılara yönelik pazarlama faaliyetleri diyoruz. Gün geçtikçe bu faaliyetlerin önemi artırıyor.
Günümüzde çoğu firma müşteriyi etkilemek için harekete geçip bu konuyu pazarlama bütçelerine eklemiş durumda. Hatta bazı global firmalar dijital pazarlama faaliyetlerinden bu konuya daha fazla bütçe ayırmış durumda.
Özellikle perakende sektöründe yeni bir ürünün tanıtım ve lansmanı yapılacağı zaman alışverişi yapan kişilerin ürünü fark etmelerini sağlayacak yoğun görünürlük yada tanzim ve teşhir faaliyetleri bu kapsama girmektedir. Önemli bir nokta ise bu faaliyetleri planlarken alışveriş yapanın kim olduğu duğru bir şekilde belirlenmeli ve buna göre stratejiler belirlenip uygulamaya geçirilmeli.
Alıcılara yönelik pazarlama faaliyetlerinin satışlara doğrudan etkisi olduğu bir gerçek. Yüz yüze iletişimin çok önemli olduğu bir ülke olan ülkemizde bu faaliyetlerle marka deneyimini müşterilere çok güzel bir şekilde yaşatabilme fırsatları doğmakta.
Marka sadakatine de direkt olarak etki etmesi sebebiyle özellikle hızlı tüketim ürünleri sektöründe tercih ediliyor. Ürün çeşitlerinin fazla olması ve rekabetin yüksek düzeyde olması sebebiyle ayrıca satınalma sürelerinin çok kısa olması sebebiyle bu yöntem oldukça tercih ediliyor.
Marka yaratabilmenin bir numaralı kuralı müşteriyle duygusal bağ kurmaktan geçiyor. Bu yöntemle birlikte tüketicilerle duygusal bağ kurma şansı elde edilmiş oluyor. En fazla kullanılan alıcılara yönelik pazarlama aktiviteleri; mağaza içi sergilemeler, reklamlar ve ürünleri test edebilme olanağı sunan aktiviteleri söyleyebiliriz.
Alıcılara yönelik pazarlama faaliyetlerinin sadece mağaza ve dükkan içinde kullanılması değil, ürünün isminin geçebileceği yada kullanılabileceği her türlü mekanın kullanılarak hayata geçirilmesi bu yöntemi faydalı hale getirmekte.
Alıcılara yönelik pazarlama faaliyetlerinin ülkemizde gitgide yaygınlaşması ve firmalarımızın bu alana ciddi bir şekilde bütçe ayırması sonucu tüketicilere marka deneyimini yaşatmalarını sağlayacak. Böylece marka sadakatine de katkı yapılmış olacak.
Furkan Karagöz

11 Haziran 2012 Pazartesi

Satış =Problem Çözmektir.

Bugünün rekabet ortamında işletmelerin ürünü geliştirip bekleme dönemi sona ermiştir. Satışları artırabilmek ve ürünü tanıtabilmek için müşteriyi yakından izlemek gerekmekte.
Kıran kırana bir rekabetin olduğu günümüz iş dünyasında pazarın ve müşterilerin sorunlarına odaklanmak gerekli. Bu sorunlara çözüm bulabilenler ayakta kalacaklardır. Onun için de müşterilerle ve sahayla yakın ilişkiler kuran firmalar bu problemleri net bir şekilde tespit edip analiz etme fırsatını bulacaklardır.
Artık markalar kendi beklentilerine göre iyi dedikleri ürünleri tasarlayıp daha sonra müşterilerden talep gelmesini beklemeleri uygulanamaz bir düşünce haline gelmiştir. Talebi yaratabilmek için mevcut pazarların detaylı analizini yapmak gerekmektedir.
Talebi yaratabilmenin en önemli koşulu pazara müşterinin gözünden bakabilme becerisi kazanmaktır. Müşteri ihtiyaçlarının ve problemlerinin en doğru şekilde tespit edilmesi müşterilerle yakın ilişkiler kurarak gerçekleşir.
Talebi yaratabilmenin bir diğer yolu da farklı ve inovatif ürünler tasarlayabilme yetisi kazanabilmektir. Burada Apple’ın nasıl kendi kendine talebi yaratabildiğini ve ürünlerine duyulan fanatiklik düzeyinde bağlılığı örnek olarak gösterebiliriz. Apple’ın çekici ürün yaratabilme becerisinin üst düzey olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz.
Bugün pazarda başarısız olan şirket ve markaları incelediğimizde ise bu şirketlerin müşterileri ile yeteri derecede ilgilenmedikleri ortaya çıkıyor. Müşterilerinin beklentilerini anlayamayan ve bunlara yönelik fikirler geliştiremeyen firmaların pazar paylarını kaybedecekleri, beklentileri karşılayan ve müşteri problemlerine çözüm bulan firmaların ise bu pastadan pay kapacakları aşikar.

Günümüz dünyasında müşterilerini daha iyi anlayan ve daha sağlıklı iletişim kuran, problemlere çözüm bulan ve farklı ürünler  geliştiren firmalar ayakta kalacaklardır. Talebi yaratabilmenin yolu ise bütün bunları tam olarak yapabilmekten geçiyor.

2 Haziran 2012 Cumartesi

Geleceğe Güvenle İlerlemenin Yolu: Marka Değeri Oluşturmak

Günümüzde global şirketlerin de ulusal şirketlerin de hedefi marka olabilmek. Marka olmak da marka değeri oluşturabilmekten geçiyor. Dolayısıyla marka değeri de şirketlerin en önemli varlığı haline geliyor.
Marka değerini artırabilmek için kullanılan birçok yöntem ve strateji bulunmakta. Bu stratejileri gerçekten hakkıyla uygulayan global ve ulusal şirketler marka değerlerini her geçen gün artırarak geleceğe güvenilir adımlarla ilerlemektedirler.
Marka değeri artırmanın önemli kurallarından bir tanesi yenilikçi ve inovatif olmaktan geçiyor. Daha önce yapılmayanı yapmak yani başımıza icat çıkararak ilerleyen firmalar marka değerlerini artırıyorlar. Arge’ye yatırım yapmak, yeni teknoloji ve altyapıları kullanmak ve periyodik olarak yeni ürünler geliştirip bunların pazarda tutundurulmasını sağlamak bu kuralın bir parçası.
Müşterinin her zaman yakınında olup ona yönelik hizmet ve çözümler geliştirmek de marka değeri artırmak için önemli bir kural halini almış durum. Burada tabi müşteri ile temasın olduğu her yerde global firmaların uyguladığı ve ulusal firmaların yeni yeni uygulamaya başladığı 360 derece marka iletişim faaliyetlerinin uygulanması başarı anahtarlarından biridir. Müşteri memnuniyetinin sürekli olarak ölçülmesi ve ona göre marka iletişim faaliyetlerinin düzenlenmesi oldukça faydalı olacaktır.
Marka değerini artıran bir etmen de sorumluluk sahibi, güvenilir bir marka imajına sahip olmak. Bunun için de çevreye duyarlı, toplumun gelişimine ve eğitimine katkı sağlayacak sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmek gerekmekte. Kültür ve sanata destek olmak da marka imajına büyük katkı sağlamakta.
Marka değerini direkt olarak etkileyen bir başka faktör de hızlı büyüme sağlamak. Bulundukları pazardan daha fazla büyüyebilecek olan şirketler kamuoyunun dikkatini çekip rakiplerinden ayrışarak marka değerlerini kolaylıkla artırıyorlar.
Marka değerinin artmasına yol açan bir nokta da markanın kendini farklı bir yere konumlandırarak topluma yakın ve ulaşılabilir olma mesajını net olarak verebilmesidir. Burada yeniliğe açık olma, dijital medya ve internet teknolojilerini aktif olarak kullanabilme ulaşması kolay bir marka olma konusunda tüketicilerine doğru bir mesaj verebilmek başarının anahtarı olarak gözükmekte.
Genel olarak marka değeri kavramını göz önüne aldığımızda markaların kazandığı itibar ve onlara olan güven ortaya çıkmakta. Tüketicinin kafasında yarattığı kalite algısı ve bu kalitenin standart halde olması yine markaların tercih edilme sebeplerinden biridir.

13 Mayıs 2012 Pazar

İş Hayatında Çalışanların Motivasyonu

İş hayatında önemli bir konudur motivasyon. İnsanları motive edebilmek günümüzde önemli bir yöneticilik ve liderlik becerisi haline geldi. Bütün ekip liderlerinden ekiplerini motive etmeleri bekleniyor.
Motivasyonda en önemli konu insanlara anlamlı bir hedefe yönelik çalıştıklarını hissettirebilme becerisi ve onların hedef odaklı davranışlar sergilemelerini sağlamak. Bu da kişilerin motive olduğu anlamına gelmekte. Motivasyon da önemli bir nokta da küçük ve günlük başarıları takdir etmektir.
Günümüz iş dünyasında çalışanlara ve yöneticilere farklı motivasyon yöntemleri uygulanmakta. Yetenek bulmanın her geçen gün giderek zorlaştığı son yıllarda yöneticilerin işi giderek zorlaşıyor. Özellikle üst düzey yöneticiler ve ik departmanları motivasyon konusunda gerçek stratejiler geliştirmek zorunda. Motivasyon için şirket içerisinde uygun atmosferi yaratabilmek önemlidir. Uygun atmosfer çalışanların şirket hedeflerini bilip, diğer çalışanlarla paylaştıkları, yöneticilerine güvenebildikleri ortamlar yaratabilmekle gerçekleşir. Çalışanların fikir ve önerilerini rahatça paylaşabildikleri sistemler kurabilmekle mümkün olmakta. Farklı fikirlerin rahatlıkla görüşüldüğü ve bunun teşvik edildiği ortamlar çalışanlarda müthiş bir güven ortamı oluşturuyor.
Önemli bir motivasyon yöntemi de çalışanlar ve yöneticiler için tam bir aile ortamı oluşturabilmek. İçten davranarak, çalışanları dinlemek, takdir etmek, iletişim kurabilmek. Üst düzey bir yöneticinin her zaman ulaşılabilir olması yöneticilerin ve çalışanların fazlasıyla talep ettiği bir konudur.
Yöneticilerin motivasyonu çalışanlardan biraz farklı olabilir. Onlara işlerin nasıl yapılması gerektiğinin yerine ne yapılması gerektiğinin söylenmesi daha fazla etkili olacaktır. Yöneticiler de takdir edilmek, övülmek ve başarılarının kutlanarak değer görmek isterler.
Ayrıca yöneticiler için kariyer fırsatları da ayrıca bir motivasyon kaynağıdır. Başarabilmek ve başarırken kendi becerilerini kullanabilmek önemli bir motivasyon aracı olarak ortaya çıkıyor.
Hem çalışanlar hem de yöneticiler için önemli bir motivasyon kaynağı da şirketlerin düzenlediği sosyal aktiviteler. Sosyal aktiviteler çalışan ve yöneticilerin kaynaşabilmelerini sağlayarak şirket içi iletişimi artırarak takım olmayı kolaylaştırmakta.
Global rekabetten dolayı firmaların ayakta kalması her geçen gün zorlaşıyor. Ayakta kalmanın bir yolu da özverili ve başarılı bir insan kaynağına sahip olmaktan geçiyor. İnsan kaynağının olması yeterli değil motive olması da gerekiyor. Bunun için motivasyon günümüz iş dünyasında önemli bir konu halini almıştır.

28 Nisan 2012 Cumartesi

İhtiyaçları Yaratabilmek: Organizasyonunuzda İnovasyonu ve Yenilikçiliği Sistematik Hale Getirebilmek


Günümüz pazarlama dünyasında ihtiyaçları görebilmek yeterli olmamakta. Artık girişimciler ve pazarlamacılar ihtiyaçları yaratmaktadırlar. Tüketicilerin o ürünlere dair başta bir ihtiyacı olmasa da kullanılan pazarlama metodlarıyla ile ihtiyaç yaratılmakta.

Teknolojk imkanların artması ve internet kullanımının her geçen gün artmasıyla birlikte fikir bolluğunda olan bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla artık başarı, bu kodar çok fikir ve çözümün olduğu bu ortamda bu fırsatlar denizinden akıllıca faydalanmaktan geçiyor. Yeni bir ürünü ilk piyasaya süren olmaktansa, o ürünü en fazla kar getirici pazar potansiyelini ortaya çıkaracak hale getirebilmek önem kazanmakta. Bu Pazar potansiyelinin ortaya çıkması o ürünün yada fikrin asıl anlamının sezilmesi demektir. Bu da ancak şirketlerin sistematik olarak çalışmalarıyla olur.

Firmaların sistematik olarak inovatif fikirler oluşturup geliştirebilmesi yaratılacak olan atmosferle ilgilidir. Bu ortamların huzurlu ve rahat olmaları gerekmektedir. Yaratıcı fikirler stres altındayken değil tam tersine rahat ve eğlenceli ortamlarda oluşur.


Ülkemizde Arge merkezi olan şirketlere baktığımızda ise bunun tam tersi ortamlar bulunmakta. Genellikle kaos, insanların üzerinde olması gerekenden daha fazla iş yükü ve insiyatif kullandırmama problemleri bulunmakta. Dolayısıyla bu ortamlardan maalesef gerçekten yaratıcı ve kar getirici proje ve ürünler çıkmamakta.

Yeni ve çığır açıcı fikirler geliştirebilmek için çalışılan ortam çok önemlidir. Ortamın ve şirketin çalışanlara inanılmaz deneyimler sunmalıdır. Bu deneyimler ve çalışılan eğlenceli ortamlarla birlikte çalışanlar yeni teknolojiler ortaya çıkarabilecek fikirler bulacaklardır.

Sonuç olarak inovatif fikirlerin ortaya çıkarılabileceği ortamları yaratabilmek önemli bir kazanç kaynağıdır. Şirketler ihtiyaçları ancak bu tarz yaratıcı fikirlerin geliştirilebileceği ortamlarda yaratabilmektedirler.

24 Nisan 2012 Salı

Fason Üreticilikten Global Marka Olunabilir.


Ülkemizde birçok firma global markaların üretimini başarı ile gerçekleştirmekte. Global markalar da bugün bizim üreticilerimizden gayet memnunlar. Özellikle tekstil sektöründe gerçekten başarılı olan global markaların tedarikçileri bulunmakta.

Bu üreticilerin uzun vadede ayakta kalabilmeleri, ülkemize daha fazla katma değer yaratabilmeleri gerekmektedir. Bunun da yolu global marka olmaktan geçmektedir. Hepimizin bildiği gibi marka olunca ürününüzü pazarda daha yüksek fiyattan satarak daha yüksek kar elde edebilme şansı bulunmaktadır.

Fason üreticilikten global marka olunabilir. Bunun dünyada birçok örneği bulunmaktadır. Burada verilmesi gereken ilk karar marka olma kararıdır. Uzun dönemli fayda getirecek, sürdürülebilirliği sağlayacak, fiziksel varlığı olmayan değerler oluşturabilmek gerekmekte. Marka olabilmenin şartlarından biri de fark yaratabilmektir. Fark yaratmak da inovatif düşünce ile gerçekleşir. İnovatif düşüncenin de sürekli hale geleceği bir sistemi yaratabilmek marka olabilmenin gerçeklerinden biridir. Yani insan kaynağının sürekli olarak yeni ve yaratıcı fikirler üretebileceği bir çalışma ortamı tasarlayabilmek. Yaratıcı fikir ve düşünceler de ancak stresin ve baskının olmadığı rahat ortamlarda meydana çıkar.

Global marka olmak için bir diğer gereklilik de global düşünebilme becerisi kazanabilmek. Organizasyonları ve operasyonları bu düşünceye göre kurup, şekillendirmek gerekmekte. İnsan kaynağını da bu düşünceye göre seçip şekillendirmek gerekli. Uluslar arası çalışanlara sahip olmak ve önemli yeteneklerin firmaya kazandırılması için gereken ortamın oluşturulması.

Son tüketici genellikle fason üreticileri tanımamaktadır. Marka yolculuğuna çıkıldığında tüketicinin firmadan ve markadan haberdar olması gerekir. Burada pazarlama iletişimine son derece önem verilmesi gerekmekte. Marka hikayesinin ve iddianın net olarak tüketiciye aktarılması gerekmekte.

Global marka olma yolunda bir diğer önemli adım da firmanın hedef kitlesini net bir biçimde tanımlaması. Sonrasında geliştireceği stratejiyi bu hedef kitlenin ihtiyaçlarıyla örtüştürmesi. Stratejiyi belirledikten sonra da markanın iddiasını net bir şekilde iletmesi gerekmektedir.

Global bir marka olmanın en önemli ve son noktası ise değişimi sürekli hale getirebilme becerisi kazanmaktır. Şirketin kurumsal kültürüne değişimin işlemesi gerekmekte. En önemli değişimin markasız olan fason üreticilikten global marka olma yoluna gidebilmek olduğu unutulmamalıdır. Zorlu ve uzun vadeli bir süreçtir.

Sonuç olarak fason üreticilikten global bir marka olunabilir. Bunun için yetenekli iş gücünün yönetimi, inovatif düşünebilme becerisi kazanabilme, risk alabilme, değişimi yönetebilme gibi süreçlerin başarıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

21 Nisan 2012 Cumartesi

Neden Markalara Yüksek Bedel Ödüyoruz 2?

3. Marka Sadakati Yaratabilmek: Sadakat, alınıp satılabilen bir markaya değer biçmede önemli bir kriterdir. Sadık bir müşteri kitlesi olmayan markalar aslında savunmasız durumdadırlar. Gelecekte yaşayacakları her zaman şüphelidir. Bir işletme için ise eldeki müşterileri korumak, yenileri kazanmaktan her zaman daha ucuzdur. Mevcut müşterilerin sadık olması, rakipler için önemli bir giriş bariyeridir. Müşterilerin sadakatlerini değiştirmeye ikna etmek genelde maliyetlidir. Güçlü markalar yaratmada sadakat segemntasyonu çok önemlidir. Bir pazarda genellikle aşağıdaki şekilde müşteri grupları bulunmaktadır.
*Müşteri olmayanlar
*Fiyatçılar: Satınalma kararlarını fiyat endeksli olarak verenler
*Pasif Sadıklar: Bir sebep yada fayda aramadan alışkanlıktan dolayı alanlar.
*Sınırdakiler: İki yada daha fazla marka arasında kayıtsız kalanlar
*Bağlılar
Bu müşteri sadakat gruplarına göre markaların yapması gereken sadakat profilini geliştirmektir. En önemli nokta bağlıların ve sınırdakilerin markaya olan bağlarını güçlendirmektir. Pasif sadıklar genelde ihmal edilirler. Bu grup ise marka kimlik yapılandırması ile ilgilenmez. Marka değiştirme kararı vermelerine sebep olacak şey ürünün stokta olmaması yada lokasyon olarak yeterince yerde bulunmaması olabilir. Pazarlama karması konusu kapsamında değerlendirilmelidir.
Sadakati artırmak için ise tüketicinin markayla olan ilişkisini geliştirip güçlendirmek gerekir. Buna örnek olarak müşteri klüpleri ve sık alım programları verilebilir.
Müşteri klüpleri, markaların müşterilerini gerçekten önemsediğinin çok önemli bir kanıtıdır. Ve sadakat seviyesini ciddi şekilde artırır. Bu tarz organizasyonlarla marka müşterilerle arasında bir ilişki paylaşma deneyimi sağlayabilir.
4. Marka Çağrışımları: Tüketicinin markayla yaptıkları çağrışımlar marka yaratmada önemli bir hal almıştır.

Marka çağrışımları, markanın müşterinin zihninde ne anlama gelmesini istediği ile ilgili mesajlar vermektedir.
Marka çağrışımları yaratmada en önemli konu ürünün özelliklerine ve smout fonksiyonel faydalarına odaklanmak yerine duygusal ve kişisel faydalar yaratabilme konusuna odaklanmalıdır.
Marka çağrışımları marka kimliği tarafından yönlendirildiği için marka kimliğini doğru ve etkin bir şekilde yaratabilmek ve bunu doğru bir şekilde uygulayabilmek esastır.

31 Mart 2012 Cumartesi

Neden Markalara Yüksek Bedel Ödüyoruz?

Bu soruya cevap vermeden önce marka denilince ne anladığımdan bahsetmem gerekir. Eğer ürün marka olmuş ise tüketicinin tüketmek yada sahip olmak için rakiplerinden daha çok sahip olmak istediği, sahip olunca da tatmin duygularını fazlasıyla yaşaması gerekir. Yani marka sadece ürün kalitesiyle ilgili yada ürün bilinirliği değildir. Tüketicide sahip olma isteğini uyandırabilen algıların hepsinin bir bütünüdür. Marka tüketicilerin zihninde yaratılır. Fiziksel birşey değildir. Müşteri ile markası arasında duygusal bir bağ olmalıdır ve vardır. Müşteri markanın kendisinin önemli hissettirmesini talep eder.


Marka kavramından sonra marka yönetimi de günümüzün önemli marka kavramlarından biridir. Marka yönetiminin de amacı markadeğeri yaratmaktır. Bu değerin artması tüketicilerin rakiplere göre sizin ürünlerinize daha fazla fiyat ödemeleri anlamına geliyor.

Marka değerinin artırılması marka özvarlığının artırılmasını gerektirmektedir. Marka özvarlığı bir ürün yada hizmet tarafından bir firmaya ve o firmanın müşterilerine sağlanan değeri artıran bir markanın ismine ve sembölüne bağlı aktif ve pasif varlıklar topluluğudur.

Marka özvarlığını artırmak için 4 ayrı noktaya odaklanmak gerekmekte.
1-Marka Adı Bilinirliği: Bir markanın tüketicinin zihnindeki varlığının gücüne karşılık gelir. Hatırlama, bilinirlik, bir markayı tanımadan hatırlamaya, hatırlanabilen tek marka olma durumuna, ilk hatırlanan marka olma yada bir ürün grubunda hangi markaları tanıyorsunuz sorularıyla ölçülebilir.
Bilinirlik yaratabilmek önemli iletişim stratejileri gerektirir. Günümüzde bazı bilinçli firmalar klasik medya kanallarının dışında sosyal medyayı aktif kullanarak sponsorluklar, tanıtımlar, sosyal sorumluluk projeleri geliştirerek bilinirliklerini artırıyorlar.
2-Algılanan Kalite: Çok temel anlamda bakıldığında tüketicinin algıladığı kalite markanın finansal performansına doğrudan etki etmektedir. Tüketiciye doğru mesajı verebilmek ve gerçek ürün ve marka kalitesini ona hissettirebilmek bu noktada karşımıza çıkar. Burada önemli nokta kalite iddiasının gerçek olması. Kalite iddiası gerçek dışı olduğu sürece, kalite algısı yaratabilmek imkansız bir hal alır.
Kalite algısının yaratılabilmesi için iki nokta çok önemlidir. Birinci nokta yaratılan kalite algısının müşterilerin önemli olarak algılaması gerekir. Müşterilerin önemsiz olarak algıladığı bir alanda yaratılan algı faydalı olmayacaktır.
İkinci nokta ise tüketicilerin kaliteyi algılamaları için yeterli bir bilgi düzeyine sahip olmamaları. Kalite üzerine akılcı bir yargıda bulunabilmek veya bu konuyu değerlendirebilecek zaman ve motivasyona sahip olmamalarıdır.
Devamı gelecek.


18 Mart 2012 Pazar

Akıllı Risk Alarak Girişimcilik: Franchising

Günümüzde çok önemli  bir kavram haline gelen girişimcilik, toplumların kalkınması ve gelişmesinde olmazsa olmaz bir öneme sahiptir. Yeni girişimlerin ve girişimcilerin ortaya çıkması ülkemiz için de dünya için de gerekli hale gelmiştir. Özellikle ülkemizde genç nüfusun fazla olması, iş olanaklarının nüfus artışı ile paralel bir şekilde artış gösterememesi girişimciliği ülkemizin kalkınması için gereklilik haline getirmiştir.
Girişimciliğin birçok yolu ve yöntemi vardır. Franchising de bunlardan bir tanesidir.
Franchising; bir sistem yada markanın imtiyaz hakkı sahibinin belirli süre, koşul ve sınırlar dahilinde, işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin sürekli disiplin ve destek sağlayarak belirli bir bedel karşılığında, bağımsız yatırımcılara sistem ve markasını kullandırmasına dayanan, uzun vadeli ve sürekli bir iş ilişkisidir.
Bu sistemin A.B.D.’de doğması ve kısa sürede hızlı bir şekilde yayıldığı öğrenmek kimseyi şaşırtmayacaktır.

Bir franchise sisteminde olmazsa olmaz denilebilecek konu yatırımcıya yani franchise alan kişilere iyi para kazandırabilmesidir. Ayrıca bu iş modeli yani Franchise modeli sayesinde ortaya çıkan değer marka sahibine de franchise alan yatırımcıya da dengeli şekilde dağılmalıdır.
Franchise alırken genellikle bir royalty yani lisans bedeli ödenir. Bu bedel, bir lisansın yada ticari bir markanın haklarını başkasına devretmesi karşılığı ödemedir.
Girişimciler Franchise almak birtakım imtiyazları ve kolaylıkları daha işin başında elde etmek demektir. Franchise veren markalar genellikle tanınmış yada tanınmaya çalışan markalar olduğu için franchise alan yatırımcı için markasının tanıtımına bir bütçe ayırmasına gerek kalmaz.
Franchising genellikle yatırımın geri dönüşü olarak düşünüldüğünde avantajlı bir hal alır. Güvenceli ve itibarlı bir iş olduğu için ayrıca sürekli gelir yaratma potansiyeli taşıdığı için de girişimcilerin tercih sebebi olmuştur.


Franchise alarak girişimciliğe adım atmayı düşünen girişimciler, Franchise alacakları markayı seçerken çok dikkatli olmalılar. Öncelikle seçecekleri işin kendi kişiliklerine uygun olması gerekmektedir. Sadece para kazanmak amaçlı olarak sevmediğiniz bir işi yapmanın sonucu hüsran ve mutsuzluk olacaktır. Burada bir başka nokta da marka tanınırlığıdır. Markanın iyi bilinmesi Franchise alan için avantajlıdır. Nasıl bilindiği değişik tüketici gruplarından da mutlaka araştırılmalıdır.
Genel olarak Franchising sistemi her geçen gün çok önemli bir hal alan girişimciliğin daha garantili bir yoludur. Ana markanın sürekli destek sunması, yeterli ve gerekli eğitimleri yatırımcıya vermesi ve etkili pazarlama yapması Franchise almak isteyenlerin sayısını her geçen gün artırmaktadır. Burada önemli olan doğru markayı doğru yatırımcı ile buluşturan bir yapıya sahip olmaktır.

12 Mart 2012 Pazartesi

Marka Yaratma Sürecinde Karşılaşılabilecek Zorluklar

Bu yazı 11.03.2012 tarihinde http://www.kobitek.com/ adresinde yayınlanmıştır.

Günümüzde çoğu firmanın amacı marka olmak. Çoğu işletme sahibi marka yaratmayı hedefliyor. Marka kendini farklı konumlandırmayı sağlayarak sahibine günümüz rekabet ortamında büyük avantaj sağlıyor. 

Herkesin yapmak istediği marka olabilmek neden zor. Marka yaratmak gerçekten çok engebeli, keskin dönüşler gerektiren, uçsuz bucaksız bir yol. Uzun vadeli bir strateji gerektiren ve bu stratejiyi gerektiği gibi uygulayabilen ekip olmasını gerektirmekte. 

Markalar artık global dünyada yanlız değiller. Her markanın yerel yada uluslararası ayrıca Uzakdoğu’lu bir rakibi bulunmakta. Bu rakipler her geçen gün rekabeti kızıştırmakta. Bırakın bir pazarda büyümeyi mevcut Pazar payını korumak bile her geçen gün zorlaşmakta. 

Marka kimliğinin değiştirilmesine yönelik stratejinin değiştirilmesi konusu işletmelerde genelde sıkıntı yaratır. Değişime her zaman bir direnç vardır. Bu dirençler de bazen markanın kendini ve kimliğini geliştirmesini engeller. 

Marka yaratabilmek uzun vadeli bir süreçtir. Fakat günümüz rekabet ortamında kısa vadeli sonuç almak da işletmelerin varlığı için önemlidir. Bu görüş de zaman zaman uzun vadeli marka yaratma stratejisine zarar verir. Kısa vadeye odaklanmak, mevcut performans ölçümleri ile gerçekleşir. Marka özvarlığı ise bilişim teknolojisi ve insan kaynağı gibi ilk bakışta elle tutulamayan varlıkların ölçümü anlaşılmaz kalabilir. 

Başarılı olan ve tanınmış bazı işletmelerde bazen farklı alanlara yatırım yapma baskısı oluşur. Bu baskı ile farklı alanlara yatırım yapılır. Bu sebeple ana iş dalına yapılan yatırım azalacaktır. Dolayısıyla marka ve pazarlama yatırımları düşecektir. Bu da marka özvarlığına yapılabilecek katkıları azaltarak markaya olumsuz etki yapacaktır.

Medya yapısının çok çeşitli hale gelmesi de marka yaratmayı her geçen güz zorlaştırmaktadır. Bu çeşitlilik verilen mesajların birbiriyle tutarlı olmasını zorlaştırmaktadır.

Müşteri hedef kitlesinin çok farklı olması, bunun sonucunda markaların farklı hedef kitleler için farklı marka kimlikleri geliştirmesi cazip bir fikir olarak görünebilir. Fakat aynı marka için birçok kimlik geliştirilmesi müşteriler için sorunlar ortaya çıkarır.

Marka yaratmanın zorluk nedenlerinden biri de fiyat rekabetidir. Her sektörde fiyat baskısı bulunmaktadır. Fiyatta kilit başarı faktörü düşük maliyet olarak düşünülebilir. Gereksiz tüm harcamalar ve genel giderler düşük tutulmalıdır. Bunun sonucunda aynı markayı destekleme eylem ve bütçeleri de maalesef azaltmaktadır.

Marka yaratmanın gerçekten zor ve maliyetli bir süreç olduğu aşikar. Başarılı bir şekilde marka oluşturmanın en önemli kısmı markanın kendini nereye konumlandırdığını belirleyip, bu kimlik ve konumlandırmanın etkin bir şekilde doğru mesajlarla ifade edilmesidir.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Neden Mobil Pazarlama Tercih Ediliyor?

Bildiğimiz üzere pazarlamanın en önemli bileşenlerinden biri iletişimdir. Mesajların doğru sunulması ve doğru bir şekilde alınması nihai derecede önemlidir.
Mobil araçların ve internetin yaşamımıza  haftanın yedigünü yirmi dört saat şeklinde girmesiyle dijital pazarlama bütün pazarlama faaliyetlerini etkilemiştir. Bu durumda pazarlama iletişimcilerinin görevi de bu yeni araçlardan doğru stratejiler geliştirerek faydalanmaktır. Mobil cihazların ortaya cıkması ve sonrasında baş döndürücü bir gelişmeyle ilerlemesi yeni bir pazarlama mecrasının doğmasına sebep oldu.
Bu açıklamalarla mobil pazarlamayı şöyle tanımlayabiliriz: insanlara yarar sağlayabilecek gelişmelerin sunulduğu yer yada sunulduğu ortam olarak taşınabilir mobil cihazların kullanılarak yapılan pazarlama faaliyetlerinin bütününe denir. Dolayısıyla dijital pazarlamanın bir alt kolu olarak nitelendirebiliriz. En büyük avantajı ise müşteriye ulaşmanın en kolay ve en direk olduğu yöntemdir.
Mobil pazarlama, işletmelerin müşterilerini analiz edip, değerlendirmesini yaptıktan sonra tüketicilerin satınalmayı istedikleri ürünlere istenilen yerden ulaşmalarını sağlayan yeni nesil izinli bir pazarlama yöntemidir.
Mobil pazarlamayı kullanan firmalar müşterilerine yaşamlarının her anında bire bir ulaşıp tabii ki izinli bir şekilde özel tekliflerini sunma şanslarına sahipler.
Mobil pazarlamada geri dönüş oranı genellikle yüksektir. Hedef kitlenin açık bir şekilde belirli olması ve bu mesajın hedef kitlenin ilgisi dahilinde gönderilmesi yüksek bir geri dönüşü garantilemekte. Hedef kitlenin sayısı da bilindiğinden dolayı ölçülmesi de gayet kolay yapılabilmektedir.
Mobil pazarlama kampanyaları içerikleri ve uygulama alanları olarak değerlendirildiğinde diğer pazarlama mecralarına göre çok uygun bütçelerle yapılabilmektedir. Mobil pazarlama izinli bir pazarlama yöntemi olduğundan hedef kitleye ulaşma kolaylığı sağlar. Bu da hedef kitleye daha rahat odaklanabilme şansı vermektedir.
Mobil pazarlama karşılıklı iletişime de açık bir pazarlama yöntemidir. Günümüz marka yönetimi dünyasında hedef kitleyle iletişim interaktif bir hale gelmiştir. Mobil pazarlamada mesajı veren ve kitlesini dinleyen sonuclara göre harekete geçme olanağı vermesi önemlidir.
Mobil pazarlama günümüzde değerli bir pazarlama seçeneği olmuştur. Gelecekte değeri çok fazla artacaktır. Mobil internet ve cep telefonu kullanımı artmaya devam edeceği için önümüzdeki yıllarda en büyük mecralardan biri haline geleceği aşikardır.

17 Şubat 2012 Cuma

Nedir Ki Bu Dijital Pazarlama?

Hepimiz günlük yasantımızda ve özellikle sosyal medyada dijital pazarlama kavramına rastlamışızdır. Peki ne anlıyoruz dijital pazarlama denilince? Pazarlama faaliyetlerinin herhangi bir biçimde interaktif iletişimin gerçekleşebildiği her tür elektronik cihaz ve bu cihazların oluşturduğu mecralarda gerçekleştirilmesi diye tanımlanabilir.
Burada hedef kitlemiz olan insanların dijital ortamlarda neler yaptığı noktasından hareket edilebilir. Genç nesile baktığımızda dijital yaşamın onlar için ne derece önemli olduğu apaçık ortada.
Bir pazarlama faaliyeti içerisine gireceksek hedef kitlenin dijital yaşamla bağlantısı çok detaylı bir şekilde incelenmeli ve analiz edilmeli. Örnek olarak akıllı bir cep telefonuna sahip olup olmadığı, bu telefondan internete girip girmediği, bilgisayarından internete bağlandığına nerelerde vakit geçirdiği, sosyal medyayı ne kadar sıklıkla kullandığı gibi soruların cevapları bulunup detaylı bir şekilde analizinin yapılması gerekmektedir.
Hepimiz günlük yasantımızda ve özellikle sosyal medyada dijital pazarlama kavramına rastlamışızdır. Peki ne anlıyoruz dijital pazarlama denilince? Pazarlama faaliyetlerinin herhangi bir biçimde interaktif iletişimin gerçekleşebildiği her tür elektronik cihaz ve bu cihazların oluşturduğu mecralarda gerçekleştirilmesi diye tanımlanabilir. 
Burada hedef kitlemiz olan insanların dijital ortamlarda neler yaptığı noktasından hareket edilebilir. Genç nesile baktığımızda dijital yaşamın onlar için ne derece önemli olduğu apaçık ortada.
Bir pazarlama faaliyeti içerisine gireceksek hedef kitlenin dijital yaşamla bağlantısı çok detaylı bir şekilde incelenmeli ve analiz edilmeli. Örnek olarak akıllı bir cep telefonuna sahip olup olmadığı, bu telefondan internete girip girmediği, bilgisayarından internete bağlandığına nerelerde vakit geçirdiği, sosyal medyayı ne kadar sıklıkla kullandığı gibi soruların cevapları bulunup detaylı bir şekilde analizinin yapılması gerekmektedir.
33 sosyal medya ve dijital pazarlama taktiği

Dijital Pazarlama Faaliyetleri Nelerdir?
Mobil Pazarlama: Mobil cihazlar üzerinden gerçekleştirilen pazarlama faaliyetidir. Cep telefonlarının her zaman yanımıza aldığımızı düşünürsek hedef kitleye ulaşmak açısından çok önemli bir mecradır. Kampanya geri dönüş oranı çok yüksek olup ölçülebilen bir platformdur.
E-posta Pazarlama: İzinsiz mesaj gönderimleri nedeniyle şu anda bazı kitlelerce kullanışsız gözükse de izinli olarak yapıldığında faydalı bir yöntemdir. İnsanlara ulaşmanın, yeniliklerden haberdar etmenin en düşük maliyetli ve kolay yöntemidir
Arama Motoru Pazarlama: Temelde ücretli ve ücretsiz olarak ikiye ayrılır. Ücretli olana SEM denilmekte ve belirlenen kelime arama motorunda arandığında sonuç sayfasında verilen reklamın çıkmasıdır. Ücretsiz olan yöntemi ise SEO olarak nitelendirilebilir. Website yada blogların arama motorlarında yerini üst sıralarda çıkarabilmek için yapılan faaliyetlerdir. Bunun için hedeflenen kelimelerin belirlenmesi ve bunlarla ilgili özgün içerik üretilmesi dijital pazarlama ve tanıtım için yararlıdır.
Sosyal Medya Pazarlama: Facebook, twitter, linkedin vb. ,sosyal ağlar, bloglar, video ve presentasyon paylaşma siteleri üzerinden gerçekleşen pazarlama faaliyetleri olarak tanımlanmaktadır. Sosyal medyada yeralmak günümüz pazarlama dünyasında kaçınılmazdır. Hedef kitle kavramı sosyal medyada ayrıca önemlidir. Sosyal medyada nerelerde vakit geçirildiği ayrıca incelenmelidir. Dijital pazarlamanın önemli bir kavramıdır.
Özetle dijita yaşam ve bunun sonucunda ortaya çıkmış olan dijital pazarlama her geçen gün çığ gibi büyümekte. Gelecekte de düşündüğümüzden de hızlı gelişerek hayatımızın her alanında olacak.
Furkan Karagöz
Hayat Okulunda Öğrenci


7 Şubat 2012 Salı

Maliyet Düşürmek

Bu yazı 2 Şubat 2012 tarihinde http://www.kobitek.com/ adresinde yayınlanmıştır.

Günümüzde çoğu KOBİ karsız çalışma riskiyle karşı karşıya. Bu duruma yoğun rekabet ortamı sebep olmakta. KOBİler de bu duruma çözüm olarak satış fiyatlarını düşürerek çözüm bulmaya çalışmaktalar. KOBİlere maliyetlere odaklanmak genelde zor gelmekte.
Endüstriyel işlerde kıran kırana bir rekabet olması, başta tekstil olmak üzere birçok sektörde ucuz fiyatlı Uzak Doğu’lu rakiplerin ortaya çıkması, KOBİlerimizin işlerini bir hayli zorlaştırdı. Bu durumda ayakta kalabilmek için KOBİler maliyet muhasebesibe fazlasıyla önem vermeli ve her gün maliyet nedir sorusunu kendilerine sormalılar.

Peki Maliyet Nasıl Düşürülebilir? 

Türkiye’de maliyet düşürmek denildiğinde çoğu firmanın yaptığı personelden tasarruf etme politikasıdır. Buradan maliyet muhasebesine pek fazla hakim olunmadığı ve birim maliyetler içerisinde personel giderlerinin ne kadarlık bir pay aldığı konusunun pek bilinmediği ortaya çıkmaktadır.
Maliyet düşürme denilince ortaya çıkan bir diğer hatalı yaklaşım tedarikçilerden sebepsiz yere fiyat indirimi talep edilmesidir. Bu şekilde de bir yerlere varılamayağı apaçık ortadadır. Tedarikçilere de oynanabilecek bir alan bırakmak zorundayız. Unutmamak lazımdır ki tedarikçilerde para kazanmak ve kar yapmak durumundadırlar. Her firmanın müşterileri ve tedarikçileri ile aynı gemide olduğu unutulmaması gerekir.
Maliyet düşürmek için maliyet kalemleri detaylarıyla incelenerek bir analiz yapılması gerekmektedir. Maliyetler üzerine Pareto Analizi(80/20) yapılarak büyük maliyet kalemleri üzerine odaklanılmalıdır.
Satınalma tarafında birçok maliyet düşürme yöntemi vardır. Bunlardan ilk söyleyebileceğim peşin fiyat indirimi alabilmek. Peşin almak çoğu zaman daha karlıdır. Çünkü alabildiğimiz peşin iskontosu banka faizinden daha düşüktür. Bu durumda aradaki fark kadar kara geçilmiş olunur. Burda yapılması gereken peşin satınalma yapılabilecek tedarikçiler ile iletişime geçilip iyi bir peşin iskontosu almaya çalışılabilir.
Bir başka yöntem ise konsinye mal alma yöntemidir. Bu yöntemde sattıkça ödeme yapılmaktadır. Dolayısıyla konsinye alımı da önemli bir avantaj sağlar.
Bir diğer yöntem ise ihtiyaçtan daha pahalı ve ileri teknolojili bir makina almak. Böylece birçok fonksiyonunda faydalanamayıp boşuna ilk yatırım maliyetine katlanmış olunur. Bugün sektördeki çoğu insan bilir ki KOBİlerde pek çok CNC kontrollü üst teknolojiye sahip tezgahlar bulunmakta. Fakat bu tezgahların birçoğu tam kapasite ile çalışmamakta. Dolayısıyla atıl kapasite oluşmakta.
Bir diğer maliyet düşürme yöntemi ise stoksuz çalışma metodu. Burada Toplam Kalite yönetimi uygulanarak çok ciddi maliyet avantajları yakalanmakta. Uygulanması uzun zaman ve emek isteyen fakat mükemmel sonuçlar elde etme şansı bulunmakta.
Üretim giderlerine bakıldığında enerji giderlerine odaklanılarak birtakım enerji tasarrufları yapılabilir. Mesela elektrik motorlarında kullanılan akıllı kontrol sistemleriyle(sürücülü sistemler) ciddi oranlarda enerji tasarrufu yapılabilmekte.
Işığa duyarlı aydınlatma sistemleri ve enerji tasarruflu sistemler ile de ciddi şekilde tasarruf edilmektedir.
KOBİlerin ana iş olmayan yani uzmanlık alanı olmayan birtakım işleri tam bir maliyet analizi yapıldıktan sonra daha ucuza yaptırılabiliyorsa taşere edilmelidir. Bu durumda kalite vebeklentilerde önem kazanmaktadır.
Tekrar hatırlatmak isterim k maliyet düşürmek için personel giderlerine de odaklanılabilir. Tabi sadece oradan tasarruf yapma fikri en son düşünülebilir. Burada belirtmeye çalıştığım konu maliyet düşürmek için personel verimliliğini artırma çalışmaları değildir. KOBİlerimiz ancak iyi elemanlarıyla sektörlerinin en iyisi olabilirler. Onları elde tutmak için çaba harcamak durumundalar.
İnsan kaynağı bugün bir işletme için özellikle KOBİlerimiz için en önemli konulardan biri olmalıdır. En iyi insan kaynağını elinde bulunduran KOBİler büyüme potansiyeline sahiplerdir.

31 Ocak 2012 Salı

İşe Girerken Farklılık Yaratmak

Bütün üniversite öğrencileri, yeni mezunlar ve işsizler işe girip çalışmak ve kendi ayaklarının üzerinde durmak istiyorlar. Bunun için de kendi yetenek ve becerilerini uygun işler arıyorlar ve bunun için birçok farklı yöntemler deniyorlar.
İş aramak da bir iş yerinde çalışmak gibi başlı başına bir iştir. Gerçekten ciddi bir mesai gerektirmektedir. Şu anda iş aramanın da birçok yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan en çok kullanılanı birtakım iş bulma kariyer sitelerine üye olarak online ortamda ilan veren şirketlerin ilanlarına başvuru yaparak gerçekleşiyor. Bu yöntem pasif bir yöntem halini almıştır.
İş arayan insanlar proaktif olmak zorundadırlar. Bu kadar çok başvuru yada aday arasından sıyrılmak zorundalar. Sıyrılmak için ise yapmaları gereken tek şey farklılık yaratmak olacaktır.Farklılık yaratacak aktiviteler planlamak durumundalar.
İş arama sürecinde öncelikle kendimizi gerçekten işverene sunmamız gerektiği fikrinden yola çıkmak durumundayız. İşverene yada ik yöneticisine gerçekten işlerine yarayacaklarına inandırmamız ve firma kültürüne uygun değerlere sahip olduğumuz kanısını oluşturmalıyız. Burada iş görüşmesini sıradan bir görüşme olarak değil bir ürün pazarlama ve tanıtım faaliyeti olarak görmek zorundayız. Karşımızdaki kişiye hiç bilmediği birşey hakkında bilgi vermeye çalışıyoruz. Dolayısıyla kendimizi olduğumuz gibi ama kesinlikle abartmadan temel düzeyde aktarmamız gerekmekte. Çocukluğunuzda yaptığınız başarılı bir faaliyeti bile aktarabilirsiniz. Anlatacağınız gerçek bir hikaye karakteriniz hakkında karşı tarafta bir fikir oluşturacaktır.
Peki Nasıl Farklılık Yaratılabilir?
Sivil toplum kuruluşlarına üye olmak her iş görüşmesinde dikkat çeken bir husustur. Tabi burda gelebilecek bir soru ne kadar aktif olduğunuzu anlamak için sorulabilir. Aktif olmak her zaman kişisel gelişime katkı sağlar.
Öğrenciyken yapılan staj yada part-time iş tecrübeleri önemlidir. Bu iş tecrübeleri iş hayatını çok yakından tanıma olanağı sağlar. Ve seçeceğiniz alanı daha iyi seçmenize olanak tanır.
Mesleki bilginin yeterli düzeyde ve güncel olması. Güncel bilgi aslında teknolojiye dayalı müthiş değişen dünyada gerçekten çok önem kazandı. Bilginiz güncel değilse artık işe yaramayabilir.
Gündemi takip etmek giderek önem kazanmakta. Dünya ekonomilerinin ve siyasetinin güncel durumunu bilmek, para piyasalarından bihaber olmamak günümüz iş dünyasında önemli ve hala fark yaratıcı bir özellik olarak kabul edilebilir.
Günümüz dünyasında teknoloji ile haşır neşir olmak ve sosyal medyayı etkin kullanabilmek de hala fark yaratılabilecek bir alan.
Sonuç olarak her alanda olduğu gibi işe girerken de fark yaratarak karşınızdaki kitleyi etkileyebilirsiniz.
Farklılığını avantaja dönüştür.

Furkan Karagöz
Hayat Okulunda Öğrenci


27 Ocak 2012 Cuma

Fark Yaratmak

Pazarlamada en önemli konulardan biri fark yaratmaktır. Bugün yönetim ve pazarlama çevrelerinin konuştuğu inovatif olma düşüncesi fark yaratma temeline dayanmaktadır.
Günümüz rekabet koşullarında fark yaratmak en önemli düşünce haline gelmiştir. Ayakta kalabilmek için en önemli konu olmaya başlamıştır. Bu farkın müşteri tarafından nasıl algılandığı ve müşterinin nasıl düşündüğünü bilmek gerekir.
Kaliteli ve pahalı mal üretmek her zaman iyi midir? Pazar bunu mu talep etmektedir? Bugün dünyada kaliteli mal üretip de yok olan o kadar çok firma vardır ki. Daha uygun fiyatlı rakipleri bugün hala ayaktalar. Bu durum müşterinin bu farkı farketmemesinden kaynaklanmak yada farkedip umursamamasından kaynaklanmaktadır.
Bugün kalite müşterinin istediği özelliklerde ürün üretebilmek demektir. Ürünlerin hiç görünmeyen noktalarına en pahalı malzemeleri koymak kaliteli ürün ve üretim demek değildir. Bu durum sadece sebepsiz yere fiyatı artırmaktadır. Özetle müşteri neye önem veriyorsa kalite o demektir.
Burada tüketicinin ürünümüzde önem verdiği özellikleri tüketici ve Pazar araştırmaları yaparak öğrenmek ve bu konuda müşteriyi tatmin yolları geliştirmemiz gerekmektedir. Müşterinin önem verdiği özellikleri değerlendirirken de fiyat belirlemekte fayda vardır. Hangi ürünlerin fiyatlarının değişmesi gerektiği müşteri beklentilerine göre şekillendirilmelidir. Fark yaratma stratejimiz de bu beklentilere göre oluşturulmalı. Pahalı mal diye birşey yoktur. Sadece o kadar etmeyen değer vardır. Ürünün kendisinden çok yarattığı değer önemlidir.